ÇEBİDÇelik Boru İmalatçıları Derneği

   

 Haberler           

"2018 durgun geçebilir, 2019 yılından ümitliyiz"

Çelik Boru İmalatçıları Derneği (ÇEBİD) Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Yalçın ile boru sektörünün mevcut durumunu ve son gelişmeler ışığında yılın geri kalanına dair beklentilerini konuştuk.

Prime Muhabiri: Boru sektörü 2018’in ilk çeyreğini nasıl geçirdi? Yurt içi ve yurt dışı talebin durumu hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Vedat Yalçın: 2018’in ilk çeyreğinde çelik boru sektöründe hem iç piyasada hem de ihracat pazarlarında bir daralma olduğu görülmektedir. Gerek komşu ülkelerimizde yaşanan siyasi ve ekonomik sorunlar gerekse ABD’nin korumacı yaklaşımları bunda etkili olmuştur. 2017’nin son çeyreğinden itibaren kamu alımlarında yaşanan sıkıntılar da 2018’in ilk çeyreğine olumsuz yansımıştır. Üretimde çok az da olsa bir miktar düşüş olduğunu söyleyebiliriz, ihracatımızda ise ilk üç ayda geçtiğimiz yıla göre miktar bazında %3,18’lik bir artış meydana gelmiş ve 473 bin ton ihracat gerçekleşmiştir. Önemli pazarlarımızdan Irak ve ABD’de düşüş meydana gelirken, Romanya, İsrail ve Hollanda’ya olan ihracatımızda artış olmuştur.

“Soğuk hadde ve kaplamalı sac yatırımları arttığından sıcak yassı çelik ürünlerine talep çoğalmakta ve erişim konusunda sıkıntılar artmaktadır”

P.M.:Türkiye’de boru üretiminde hammadde ihtiyacının ne kadarı yurt içinden ne kadarı yurt dışından karşılanıyor? Sizce hammaddede Türkiye için ithalatın rolü nedir?

V.Y.: Çelik boru üretiminde yılda yaklaşık 5,5 milyon ton sıcak yassı çelik ürünleri kullanılmaktadır. Bunun 4 milyon tona yakın bir kısmı yurt içindeki üreticilerden temin edilmektedir. Kalan 1,5 milyon tonluk kısım ise yurt içi üretimin sınırlı olması ve bazı ürünlerin Türkiye’de üretilemiyor olması nedenleriyle yurt dışından ithalat yoluyla karşılanmaktadır. Üretimde kullandığımız hammaddenin tamamının yurt içinden temin edilmesi arzu edilmektedir ancak, hammadde olarak kullandığımız sıcak yassı çelik ürünlerinin üretimi tüketimi karşılayamamaktadır. Türkiye’de sıcak saca olan talep 14,5 milyon ton olup bunun yaklaşık 5 milyon tonluk kısmı yurt dışından ithal edilmektedir. Son zamanlarda çelik boru sektörü dışında, soğuk hadde ve kaplamalı sac yatırımları arttığından sıcak yassı çelik ürünlerine talep çoğalmakta ve hammaddeye erişim konusundaki sıkıntılar artmaktadır.

“Uygulamaya konulan önlemler alıcıların temkinli olmasına neden olduğundan ticarette bir miktar duraklamaya neden olmuştur”

P.M.:Sektörün dinamiklerini değerlendirdiğinizde, boru sektörünü hızlandıracak, güçlendirecek noktalar size göre nelerdir?

V.Y.: Öncelikle çelik boru imalatında hammadde olarak kullanılan sıcak yassı çelik ürünlerine erişim konusundaki sıkıntıların giderilmesi gerekmektedir. Yurt içinde üretimin tüketimi karşılayamıyor olmasının yanı sıra ithalatta da %9 oranında gümrük vergisi uygulanmaktadır. Bu durum hammadde maliyetlerinin artmasına ve dolayısıyla sektörümüzün ihracat pazarlarında rekabet gücünün olumsuz etkilenmesine yol açmaktadır. Ayrıca, yurt içinden alımlarda zaman zaman termin sorunu yaşanmakta, verilen siparişler zamanında teslim edilmediğinden üretim planlarımızdaa ksamalar da yaşanabilmektedir. Diğer taraftan, Irak’ta açılan ihalelerde boyuna kaynaklı şartının kaldırılması, AB’de açılan ihalelerde ise AB’de üretilme şartının kaldırılması için ilgili bakanlıklarımızın gerekli girişimleri sağlayarak bu sorunları çözmesi çok önemlidir. Söz konusu sorunların çözümü halinde sektörümüzün ihracatının önemli derecede artması sağlanabilecektir.

P.M.:Başta Section 232 soruşturması sonucunda açıklanan vergiler olmak üzere dünya genelinde görülen korumacılık sizce global ticareti nasıl dönüştürecek?

V.Y.:ABD tarafından uygulamaya konulan Section 232 kapsamındaki korunma önlemlerinin, ekonomik ve ticari kaygıların ötesinde başka faktörlerin etkisi ile alındığı düşünülmektedir. Çünkü karar alındıktan sonra en fazla ithalatın yapıldığı beş ülke vergilerden geçici de olsa muaf tutulmuştur. ABD’nin korunma önlemi kararı sonrasında Avrupa Birliği de benzer bir uygulama ile korunma önlemi soruşturması başlattı. ABD’ye ihraç edilemeyecek ürünlerin AB’ye yönleneceği endişesi ile AB’nin de bu yönde bir karar aldığını düşünüyoruz. Gerek ABD ve gerekse AB’nin yurt içi sanayisinde kullanım için kısmen de olsa çelik ürünlerinin ithalatına ihtiyacı bulunmaktadır. Nitekim Section 232 kararı sonrasında ABD’de çelik fiyatlarının aşırı derecede arttığı gözlemlenmektedir. O nedenle, bu kararların uzun süreli uygulanamayacağı düşünülmektedir. Ancak, uygulamaya konulan bu önlemler alıcıların temkinli olmasına neden olduğundan şu an ticarette bir miktar duraklamaya neden olmuştur. Bununla birlikte, uzun vadede bu kararların gözden geçirilerek, global ticaretin serbestleştirilmesi yönünde adımlar atılacağı düşünülmektedir.

P.M.:2018’in geri kalanına yönelik beklentilerinizi öğrenebilir miyiz??

V.Y.: ABD ve AB’nin almış olduğu korunma önlemi kararlarının ihracata yönelik taleplerin azalmasına neden olduğu görülmektedir. Diğer taraftan yurt içinde de alımlarda öteleme yapıldığı ve bunun bir talep daralmasına neden olduğunu görüyoruz. Bu nedenle 2018 yılının durgun bir yıl olacağı yönündeki beklentiler yüksektir ancak, 2019 yılından ümitli olduğumuzu söyleyebiliriz.

Vedat Yalçın/Prime Dergisi, Mayıs 2018